<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss xmlns:xsi="http://www.w3.org/2001/XMLSchema-instance" xmlns:xsd="http://www.w3.org/2001/XMLSchema" xmlns:pingback="http://madskills.com/public/xml/rss/module/pingback/" xmlns:trackback="http://madskills.com/public/xml/rss/module/trackback/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Engin Terzi - Kendimden Biraz</title>
    <link>http://www.enginterzi.com.tr/</link>
    <description>C# , ASP.NET, MS SQL Server &amp; Windows Applications  Üzerine Herşey Püf Noktaları &lt;br&gt; Takip Ettiğim Teknoloji Haberleri</description>
    <language>en-us</language>
    <copyright>Engin Terzi</copyright>
    <lastBuildDate>Sat, 15 Mar 2008 13:40:14 GMT</lastBuildDate>
    <generator>newtelligence dasBlog 2.0.7226.0</generator>
    <managingEditor>me@enginterzi.com.tr</managingEditor>
    <webMaster>me@enginterzi.com.tr</webMaster>
    <item>
      <trackback:ping>http://www.enginterzi.com.tr/Trackback.aspx?guid=1afc3644-6f8f-4e0e-93d7-4a03ced41b62</trackback:ping>
      <pingback:server>http://www.enginterzi.com.tr/pingback.aspx</pingback:server>
      <pingback:target>http://www.enginterzi.com.tr/PermaLink,guid,1afc3644-6f8f-4e0e-93d7-4a03ced41b62.aspx</pingback:target>
      <dc:creator>Your DisplayName here!</dc:creator>
      <body xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml">Türkler'le Başa Çıkılmaz<br /><br />
Bana herhangi bir ülke gösterin ki, bizim sabredebildiklerimize katlanabilsin. Hiç
sanmıyorum. Elektrik kesik, ses eden yok! Sular akmaz, aynı sabır! Her iktidara gelen
zaman ister, eskisini aratır hale gelir, tık yok! Ama bütün bunlara rağmen en ufak
şeylere sevinir, mutlu olur, her şeyi unuturuz. Gösterişi sevmediğimiz gibi, başardıklarımızın
da farkında olmayız.<br /><br />
Aşağıdaki örnek gibi; 
<br /><br />
Bir reklam ajansımız, 50 000 adetlik baskılı T-Shirt ihracat bağlantısı yapmıştı.
Sıcak baskı tekniği ile yapılan bu uygulama, herhangi bir fotoğrafın T-Shirt'e basılması
şeklinde oluyordu. İlk 10 000 adetlik parti yerine ulaştığında, alıcı firma işin mükemmelliği
karşısında gözlerine inanamamış, uygulamayı yerinde inceleyip bilgi sahibi olmak için
bu konuda uzman iki kişilik heyeti Türkiye'ye yollamış. Olay buraya kadar göğüs kabartıcı.
Ancak, reklam şirketini almış bir panik. O kadar iptidai bir yöntem uyguluyorlar ki,
bunun ilgili firma tarafından anlaşılıp siparişin iptal edileceği korkusunu yaşıyorlar.
Derken heyet geliyor. Karşılıklı sevgi gösterileri, iltifatlar, izzet-i ikram; heyet
sabırsız, illaki imalatı göreceğiz diye sızlanıyorlar.<br /><br />
Bizimkiler hala panikte; yapacak başka bir şey kalmıyor, utana sıkıla atölyenin yolunu
tutuyorlar. Sanayi sitesinin loş bir katındaki atölyeye girdiklerinde manzara şöyle;
bir kırık dökük masa, yerlerde boyalar, yırtık elbiseli birkaç çırak, iki usta ve
onbeş metrelik uzun bir tezgah ve tabii ki meşhur T-Shirt'ler baskı için sıra bekliyorlar.
Bu ortamda beyaz T-Shirt'lere bu kadar temiz baskı yapmak olanaksız. Ama heyet nezaketen
uygulamanın başlamasını istiyor. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan firma yetkilileri,
çaresiz gösteriye başlıyorlar. İki çırak, masaya paralel tahtanın iki ucundan tutuyorlar.
Bu arada usta gerekli boya ayarını yapıyor ve: Şimdi!, diye bağırıyor. İki çırak var
güçleri ile öteki uca koşuyorlar. Sonuç: Harika....<br /><br />
Ertesi gün heyet teşekkür ederek ayrılıyor. Korku ile beklenen birkaç gün sonra karşı
firmadan 50 000 adetlik bir sipariş daha geliyor. Bizimkiler, kabul edilmenin sarhoşluğu
içinde bayram yapıyorlar. Olaydan bir yıl sonra heyetin verdiği rapor tesadüfen ellerine
geçiyor. Aynen şöyle:<br /><br />
'Türk'ler bütün ısrarlarımıza rağmen söz konusu fabrikayı bize göstermediler. Ancak
sanayi casusluğuna karşı aynı ürünün sahtesinin yapıldığı yerde bizi aldatmaya çalıştılar.
Biz nezaketen inanmış göründük. Orada bu sürede değil 50000 adet, 500 adet dahi baskı
yapılamayacağını çocuklar bile anlar. Bu bakımdan siparişin devamını Türk'lere vermekten
başka çaremiz yoktur.'<br /><p></p><img width="0" height="0" src="http://www.enginterzi.com.tr/aggbug.ashx?id=1afc3644-6f8f-4e0e-93d7-4a03ced41b62" /></body>
      <title>Türkler'le Başa Çıkılmaz</title>
      <guid isPermaLink="false">http://www.enginterzi.com.tr/PermaLink,guid,1afc3644-6f8f-4e0e-93d7-4a03ced41b62.aspx</guid>
      <link>http://www.enginterzi.com.tr/T%c3%bcrklerle+Ba%c5%9fa+%c3%87%c4%b1k%c4%b1lmaz.aspx</link>
      <pubDate>Sat, 15 Mar 2008 13:40:14 GMT</pubDate>
      <description>Türkler'le Başa Çıkılmaz&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Bana herhangi bir ülke gösterin ki, bizim sabredebildiklerimize katlanabilsin. Hiç
sanmıyorum. Elektrik kesik, ses eden yok! Sular akmaz, aynı sabır! Her iktidara gelen
zaman ister, eskisini aratır hale gelir, tık yok! Ama bütün bunlara rağmen en ufak
şeylere sevinir, mutlu olur, her şeyi unuturuz. Gösterişi sevmediğimiz gibi, başardıklarımızın
da farkında olmayız.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Aşağıdaki örnek gibi; 
&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Bir reklam ajansımız, 50 000 adetlik baskılı T-Shirt ihracat bağlantısı yapmıştı.
Sıcak baskı tekniği ile yapılan bu uygulama, herhangi bir fotoğrafın T-Shirt'e basılması
şeklinde oluyordu. İlk 10 000 adetlik parti yerine ulaştığında, alıcı firma işin mükemmelliği
karşısında gözlerine inanamamış, uygulamayı yerinde inceleyip bilgi sahibi olmak için
bu konuda uzman iki kişilik heyeti Türkiye'ye yollamış. Olay buraya kadar göğüs kabartıcı.
Ancak, reklam şirketini almış bir panik. O kadar iptidai bir yöntem uyguluyorlar ki,
bunun ilgili firma tarafından anlaşılıp siparişin iptal edileceği korkusunu yaşıyorlar.
Derken heyet geliyor. Karşılıklı sevgi gösterileri, iltifatlar, izzet-i ikram; heyet
sabırsız, illaki imalatı göreceğiz diye sızlanıyorlar.&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Bizimkiler hala panikte; yapacak başka bir şey kalmıyor, utana sıkıla atölyenin yolunu
tutuyorlar. Sanayi sitesinin loş bir katındaki atölyeye girdiklerinde manzara şöyle;
bir kırık dökük masa, yerlerde boyalar, yırtık elbiseli birkaç çırak, iki usta ve
onbeş metrelik uzun bir tezgah ve tabii ki meşhur T-Shirt'ler baskı için sıra bekliyorlar.
Bu ortamda beyaz T-Shirt'lere bu kadar temiz baskı yapmak olanaksız. Ama heyet nezaketen
uygulamanın başlamasını istiyor. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan firma yetkilileri,
çaresiz gösteriye başlıyorlar. İki çırak, masaya paralel tahtanın iki ucundan tutuyorlar.
Bu arada usta gerekli boya ayarını yapıyor ve: Şimdi!, diye bağırıyor. İki çırak var
güçleri ile öteki uca koşuyorlar. Sonuç: Harika....&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Ertesi gün heyet teşekkür ederek ayrılıyor. Korku ile beklenen birkaç gün sonra karşı
firmadan 50 000 adetlik bir sipariş daha geliyor. Bizimkiler, kabul edilmenin sarhoşluğu
içinde bayram yapıyorlar. Olaydan bir yıl sonra heyetin verdiği rapor tesadüfen ellerine
geçiyor. Aynen şöyle:&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
'Türk'ler bütün ısrarlarımıza rağmen söz konusu fabrikayı bize göstermediler. Ancak
sanayi casusluğuna karşı aynı ürünün sahtesinin yapıldığı yerde bizi aldatmaya çalıştılar.
Biz nezaketen inanmış göründük. Orada bu sürede değil 50000 adet, 500 adet dahi baskı
yapılamayacağını çocuklar bile anlar. Bu bakımdan siparişin devamını Türk'lere vermekten
başka çaremiz yoktur.'&lt;br&gt;
&lt;p&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;img width="0" height="0" src="http://www.enginterzi.com.tr/aggbug.ashx?id=1afc3644-6f8f-4e0e-93d7-4a03ced41b62" /&gt;</description>
      <category>Kendimden Biraz</category>
    </item>
  </channel>
</rss>